KIZ ÇOCUĞU DEDİĞİN…(!)

By Zeynep Kayabas
1 Yorum 233 Görüntüleme

Kız çocuğu dediğin şöyle olmalı, böyle olmalı… Ülkemizde ne çok duyuyoruz bu cümleyi farkında mısınız? Oysa ki onları bir kalıba sığdırmaya çalışmak yerine değer versek tüm dünyayı değiştirebilirler değil mi… Ataerkil bir toplumda bir kız çocuğunun karşılaştığı yapıyı, durumları, sorunları anlatmaya başlamadan önce önemli olan ve bilinmesi gereken birkaç kavramı açıklamakla başlayalım. Nedir ataerkil toplum?

ATAERKİL BİR TOPLUM

Erkekliğin egemen olduğu bir düzen biçimidir. Genel olarak baktığımızda erkekliğin üstünlüğü fikrini benimsemektedirler. Soy erkekler tarafından belirlenir ve tüm otorite erkeklerde olma halindedir. Bu toplum modeline baktığımızda erkekler kadınlardan daha üstündür. Ata soy – Ana soy ayrımının başladığı nokta olarak ifade edebiliriz.

Aile

Bireylerin hayatlarını birleştirmesiyle birlikte meydana gelen  aralarında evlilik ve kan bağı bulunan Anne, Baba ve çocukların var oldukları toplumun içerisindeki en küçük  topluluktur. Var olan çocuğun çocukların gelişimini tamamladığı, kendine edindiği kültürün başladığı noktadır.

Baskı çocuklarda mutsuzluk yaratır.

Ataerkil Kavramıyla Harmanlanmış Bir Aile

Ataerkil bir toplumun içinde ataerkil kültürüyle büyümüş ve ataerkilliği benimsemiş bir aile içerisine baktığımızda;

Erkek evin reisidir , son sözü evin erkeği söyler, kadın erkeğin bir adım arkasında durur gibi birçok  söz o ailenin temelinde ve inşasında var olmaktadır. Aile içerisinde bulunan her üyeler tüm bunları içten içe benimsemişlerdir. Erkeklerin kadınlardan daha üstün olarak görüldüğü bu aile içerisinde kadınlar ve kız çocukları yaşamları boyunca ve birçok durumlarda geri planda kalma durumundadır.

Geri Planda Kalan Kız Çocukları

Ataerkilliği temelinde benimsemiş olan bir ailede kız çocuğu meydana geldiğinde sınırları, düşünceleri, davranışları daha doğmadan belirlenmiş halde olmaktadır. O kültürün, bilincin varlığıyla birlikte büyümekte ve o bilgiyle beslenmektedir. Aile içerisine baktığımızda kız dediğin annesinin dizinin dibinden ayrılmaz , el alem ne der,  kızını dövmeyen dizini döver, kız dediğin geç saatlerde dışarıda bulunamaz  kız dediğin.. kız dediğin ile başlayan birçok  sözlerle yargılarla harmanlanır, büyür ve gelişir.

Tüm bu bildikleri, ona bu yargıların o şekilde olması gereken gibi olan sözleri içten içe içine bastırır ve bu yargılar içinde yaşamını devam ettirir. Erkek kardeşin, erkek çocuğunun birkaç adım gerisinde olan kız çocuğu bu sınırları kabul eder çünkü örnek rol model Annedir.  Annenin aktardığı rol kız çocuklarına da direkt geçmektedir.

Kız çocuklarımız öz güvensiz büyüyor.

Ataerkil Yapının Kız Çocuklarında Bıraktığı Etkiler;

  • Öz güvensiz
  • Depresyon (mutsuzluk,kaygılar,psikolojik sorunlar)
  • Bastırılmış duygular
  • Psikolojik –fizyolojik şiddete boyun eğme
  • Kabullenme
  • Baskıyı normalleştirme
  • Şiddeti normalleştirme

Günümüze baktığımızda bu model tip olan aile yapısı hala varlığını devam ettirmekte ve bu yapıyla geride kalan kız çocuklarını içerisine barındırmaktadır. Bilinçlenmemiş,bilinçlenme fırsatı verilmemiş kız çocuklarımız bu yapıyı içselleştirmeye devam ettirmektedir.

Hayatın her şeyin başlangıç noktası ailedir, aile içerisinde bulunan, kabullenen hallerdir. Bu sözlerle, sınırlarla, baskılarla geride kalan kız çocuklarımızın ilerde ki yaşamları boyunca içselleştirdiği, kabullendiği tüm koşulların (baskı,şiddet,kabullenme) temel sorunu aslında tam olarak bu noktada başlamaktadır.

Bu Yapı Bir Sonra ki Kuşağa Aktarılmaya Devam Ediyor

Anne profilinden edindiği bu rol ile bilgilenmeden, bilinçlenmeden hayatına devam etmekte olan kız çocuklarımız büyüdüğünde bir aile oluşturduklarında bu doğru olarak adlandırdığı bu yapıyı fark etmeden kendi kız çocuğuna da aşılamaktadır. Bunun la birlikte ataerkillik bir sonraki kuşağa aktarmaktadır. Bulunduğumuz topluma baktığımızda geride kalan kız çocuklarımız bulunmakta ve bu yapıyı içselleştirmiş haldedirler.

Türkiye’de Doğu Bölgesinde Ve Bazı Kesimler Var Olmaya Çalışan Kız Çocukları:

Ülkemize genel olarak baktığımızda hala Ataerkilliği benimsemiş aile ve Ataerkilliğin içinde büyüyen, gelişimini tamamlayama ya çalışan kız çocuklarımız varlığını sürdürmektedir. Kız çocuklarımız örnek aldığı Anne rolü ile aşılanmakta, sınırların içinde yaşamlarını devam ettirme çabasındadırlar. Ne yapmalı ,ne yapamaması gerektiği belirlenen kız çocuklarımız toplumun ezilen, gerisinde kalan en alt tabakasını oluşturmaktadır.

Eviyle, tarlayla, mutfakla, erkeği hoşnut etmekle aşılanan kızlarımız ataerkil düşüncenin içinde ezilmektedir. Türkiye de geride kalan kız çocuklarımız Doğu bölgelerin de ve herhangi bir bölge de ataerkil bir aile içerisinde, toplumun içerisinde toplumun dayattığı baskılar, sınırlar içerisinde gelişimini tamamlamakta zorluk çekmektedir. Ülkemiz de bazı kız çocuklarımız eğitimde de geri planda, eğitimde de var olmakta zorlanmaktadır. Kız çocukları okula mı gider, okuma-yazma bilsin fazla gözü açılmasın gibi yargılarla karşılamaktadırlar. Bunun la birlikte eğitimi tamamlayamıyor, bu yapıyı içselleştiriyor.

Türkiye’de Okullaşma Oranlarında Kız Çocuklarımız:

Ülkemizde okullaşma oranlarında kız çocuklarımızın oranının erkek çocuklarının yanında az olması toplumun, devletin dikkatini çekti. Kız çocuklarımızın sesini duyurabilmek amacıyla oranların atışı için Devlet ve Sivil Toplum Kuruluşları birlikte birçok projeler faaliyetini gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye ses olmaya devam etmektedirler.

Bu projeler kız çocukların okullaşma oranına katkısı olumlu yönde olmuştur. Ama olumlu olan bu artışlar bazı bölgeler de, kesimlerde olumlu sonuç vermemiştir. Ne yazık ki ülkemiz de eğitimde cinsiyet ayrımı var olmaktadır. Verilen verilere baktığımızda 2019-2020 eğitim-öğretim döneminde kız çocuklarının oranları; İlköğretim de %85 , Orta öğretimde %84,85, Yüksek öğretimde ise %46,32 şeklinde olmaktadır. Toplumun bazı kesimlerinin bilinçlenmesi, projeler ülke genelinde kız çocuklarının oranlarını olumlu yönde etkilemektedir.

KAYNAKÇA:

https://www.google.com/amp/s/yekvucut.com/takdir/kız-cocuklarinin-okullasma-orani-yuzde-85-oldu/amp/

https://www.google.com/amp/s/www.dogrulukpayi.com/amp/bulten/türkiye-de-cocuk-olmak

-toplumsal cinsiyet eşitsizliğine genel bakış.pdf

-türkiyede sosyal hizmetin toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile ilişkisi.pdf

-Ölü kadınlar memleketi-Ayizi Yayınevi-Burçe Bahadır Yazar

1 Yorum

Ssy 20 Ekim 2020 - 15:47

İnsabların hayatını olmayan kurallara göre şekillendirmeye calısıp baskı kurup bubu kabullendirmenin bi çeşidi olmuş kız cocuğu ya da adına töre aile büyükleri neder kavramı insanların ahlaki kurallara uydukdan sonra baskı kurallarına zoraki uydurulma cabası sacmalık bir yerde birilerinin bunu haykırması lazım sesleri duyulup idrak edilene kadar

Cevap

Yorum Yap

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul et Daha Fazlası

Çerez Kullanımı