Çin-Covid

Çin Ekonomik Gücüne Güç Katabilir Mi?

By Makbule Elmas
0 Yorum 203 Görüntüleme

2019 yılının son aylarında Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını son zamanlarda en büyük gündem konusu olarak ortaya çıkmaktadır. Sağlık krizinin tetiklemesiyle tüm dünyada başlayan ekonomik kriz de büyük endişe yaratmaktadır.

Verilere göre salgın Çin’de mart ayının sonlarından itibaren kontrol altına alınmaya başlanmıştır. Son günlerde ise salgının merkez üssü ABD ve Avrupa. Salgın felaketiyle birlikte dünyada uluslararası kuruluşlar ve mevcut sistemin yetersiz olduğu noktalar göz önüne çıkmış bulunmaktadır.

Dünyanın iki büyük ekonomisinden birisi olan Çin salgın sürecinden sonra tüm gözlerin üzerinde olduğu bir ülke…

Peki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dediğimiz bu günlerde salgın sonrası dünya düzeninde Çin’in konumu nasıl olacak? Çin’in iç siyasetinde, ekonomik faaliyetlerinde, dış politikasında nasıl bir değişiklik meydana gelecek? ABD ile ilişkileri bu süreçte nasıl bir hal alacak?

Çin Ekonomisine Genel Bir Bakış

Dünyada tüm ülke ekonomilerin etkilendiği gibi Çin ekonomisinin de küresel salgından payını düşeni alacağı muhtemeldir. Salgını kontrol altına almasıyla birlikte ikinci bir dalga yaşanana kadar, salgınla mücadelesi ivme kaybetmiş, ikinci gerekli mücadele olan; ekonomi ile mücadele başlamıştır.

Çin’in Nisan ayında açıklamış olduğu verilere göre ülkenin GSYH oranı yılın ilk çeyreğinde %6,8 geriledi ve ülke ekonomisi geçen yılın son çeyreğine oranla %9,8 daralma gösterdi. Çin’in 1992 yılından beri yaşamış olduğu en kötü büyüme rakamları özelliğini taşıyan bu veriler, dünya için de büyük önem taşımaktadır. Çünkü dünya için önemli bir örnek oluşturuyor.

Fırsata Çevrilebilir mi?

Yaşanılan, tüm dünyayı etkisi altına alan salgın her ülkede derin yaralar açmıştır. Ancak ekonomik açıdan gözlemlediğimiz zaman bazı ülkeler bu durumu fırsata çevirerek bu kötü günlerden çıkabilir. Salgının Çin’de başlaması, ilk önce son bulacağı ülkeler arasında olması demek. Buradan şu yorumu çıkartabiliriz ekonomik mücadeleye başlamada Çin bir sıfır öndedir. Ancak diğer bir durum göz ardı edilmemeli; ticari küresellik. Diğer ülkelerin toparlanma süreci; küresel ticaretin normalleşmesi veya avantajlı yeni normallerle ticaret yapılabilmesi için önemli bir noktadır. Uzun dönemler boyunca kapalı bir ekonomiye sahip olan Çin bu süreci iç ekonomisini toparlamak için avantaja çevirebilir.

Çin Dış Politikaları

Çin 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olarak ekonomide dışa açılma politikaları uygulamaya başlamıştır. 21. Yüzyılın başından beri dünya ticaretinde önemli bir konum elde eden Çin’in dış siyasetinde kapitalist dünya sisteminin alışık olmadığı yöntemleri dikkat çekmektedir. Revizyonist Güç (yenilikçi güç) olarak adlandırılan Çin’in, hegomon güç olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile karşı karşıya gelmesine neden olan bu yöntemlerden biraz bahsedelim;

Dış Ticarette Önemli Politikalar ve ABD ile İlişkiler

Çin-ABD Covid-19

Karşılıklı kazan kazan politikası; uluslararası ilişkilerde çıkara dayalı anlaşmalar mevcuttur. ABD’nin bakış açısı bu noktada “sıfır toplamlı oyun” olarak ifade edilir. Yani bir taraf kazanırken diğer taraf mutlaka kaybedecektir. Ancak bunun tam zıttı olarak Çin kazan-kazan diye adlandırılan simbiyotik bir ilişkiden söz eder. Karşılıklı olarak yapılan her ticaretten, anlaşmadan her iki taraf kazanç sağlayabilir bakış açısına sahiptir. Ayrıca barışçıl yükseliş politikası küresel dünyada gelişmekte olan ülkelerin birlikte büyüme sağlayabileceği umudunu barındırmaktadır. Bunların yanında Çin dış politikasında başka ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesini izlemektedir.  Bu pasif duruşun Çin’e ABD karşısında sempati kazandırdığını inkar edemeyiz.

Salgın günleri ülkelere, bireylere, uluslararası kuruluşlara küreselliğin sadece ticaretten ibaret olmadığını gösterdi. Çin’in izlediği bu politikalar salgın sonrasında avantaj sağlayacaktır. Çin’i rakip olarak gören ABD karşısında hegemonya savaşında önemli bir artı olacaktır. Tabi zor günler geçince insanoğlunun tek derdinin tekrar ticaret olacağı da göz ardı edilmemeli.

Bu durumda salgın sonrasında ABD ile sürtüşmelerin devam etmesi muhtemeldir. Ancak dünya ekonomik durumu bunun ileri seviyede olmasına el veremeyecektir.

“Bir Kuşak,Bir Yol” Şimdi Daha Avantajlı Bir Proje

Bir Kuşak Bir Yol Projesi Güzergahı

Çin’in 2013 yılında duyurmuş olduğu İpek Yolunu tekrar canlandırma projesi olan “Bir Kuşak, Bir yol” projesi ABD hegemonyası için büyük sorun teşkil etmektedir. Bu proje İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve Deniz İpek Yolu olarak iki kısma ayrılıyor. Kapsamlı bir ticaret ağını ifade ediyor. Çin bu projesi ile yeni dünyada hegemon güç olma isteği olduğu eleştirilerine maruz kalmıştır. Ayrıca bu geniş projeyi gerçekleştirmeye çalışırken engellerle karşılaşmıştır. Ancak salgın döneminde sonra küresel ticaretin bu projeye ihtiyacı olma olasılığı yüksektir. Bu nedenle daha pozitif yaklaşımlarla karşılaşılabilir.  Çin bu noktada da avantaj sağlamış olacaktır.

Bu avantajların yanında Çin verilerinin güvenilir olmaması sorunsalı ile karşılaşılmaktadır. Salgın konusunda dünyayı zamanında bilgilendirmediği hakkında suçlamalara maruz kalan Çin bu algının üstesinden gelmeyi başarabilirse kendini dünyaya ifade edebilecektir.

Küresel olan sadece ticaret olmamalı…

Kaynakça ;

https://dergipark.org.tr/tr/pub/auiibfd/issue/32324/359213

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/cin-ekonomisinde-koronavirus-nedeniyle-tarihi-daralma/1808605

https://www.setav.org/odak-koronavirus-sonrasi-cin/

Fatih Oktay- Çin Yeni Büyük Güç ve Değişen Dünya Dengeleri

Yorum Yap

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul et Daha Fazlası

Çerez Kullanımı