ÖLÜMÜN ARDINDAN

By Beyza GÜRPINAR
1 Yorum 348 Görüntüleme

Doğduk, yaşıyoruz ve öleceğiz. Sahi ölümden neden bu kadar korkarız? 

       Her gün yeni bir güne başlarız. Sabah işe veya okula gider –muhakkak gideceğimiz ve yetişmemiz gereken bir yer vardır- temel ihtiyaçlarımızı giderir sonra da günü bitiririz. Sanki vaktimiz çokmuş gibi o gün yapmak istediğimiz şeyleri erteler, daha sonrada yapmaya bir türlü vakit bulamayız. Bize verilen komutları yerine getirmekle o kadar meşgulüzdür ki yaşamanın ne demek olduğunu unuturuz. Hayatımıza, ruhundan arındırılmış insanlar olarak devam ederiz.  Peki, gerçekten yaşamak dediğimiz şey böyle bir şey midir? Madem ölümden bu kadar korkuyoruz o zaman neden yaşayamıyoruz? Neden her yeni günle biz de baştan doğmuyoruz? ,

Her gün bir önceki günün aynısını yaşamaktan öteye gidemiyoruz. Ne eksiğini ne de fazlasını… Çünkü korkuyoruz. Ölümden önce korktuğumuz bir şey var: YAŞAMAK. Alışkanlıklarımızı değiştirmek istemiyoruz. Hayatın değerini, iş işten geçtikten sonra anlıyoruz. Ölüm geliyor ya sevdiğimiz bir insan ölüyor ya da bizim nefesimiz son buluyor. İşte o zaman değiştirmekten korktuğumuz hayatımız değişiyor. Geriye ne mi kalıyor? Pişmanlık. Yaşayamadıklarımızın -yaşamak istemediklerimizin- ve söyleyemediklerimizin pişmanlığı…

Öldüğümüz zaman bize veya sevdiğimiz insanlara ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? 

(Birçok insan öldükten sonra beyaz bir ışık görüldüğüne ve hayatımızın bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçtiğine inanırlar. Peki, sen o film şeridini izlediğinde gerçekten pişmanlık duymayacak mısın?)

Öldükten ilk yarım saat sonra tüm reflekslerinizi kaybedersiniz. Bu dünyadan gözüm açık gitmek istemiyorum deseniz de göz kapaklarınız kapanmaz ve gözleriniz açık bir şekilde veda edersiniz. Yavaşça hayatınız için akıtacağınız son gözyaşınız da gözlerinizden dökülür. Yavaş yavaş bütün bedeniniz soğur (Bekli de hiç bu kadar üşümeyecektiniz). 

İlerleyen günlerde kendinizi görseniz artık siz bile tanıyamazsınız. Ve sonra o an gelir. Çürüme zamanı… Sizden geriye kalan her şeyin birlikte son bulacağı aşama başlar. Ruhunuzdan sonra ilk kaybedeceğiniz şey gözleriniz olur. Son olarak kalbiniz de çürüdüğünde artık sizden geriye kalan tek şey kemikleriniz olur. Bunların gerçekleşmesi için normal şartlarda 4 yıl gerekir. Ölüm; 4 yılda sizden bu kadar şey eksiltip, sizi değiştirebiliyorsa eğer, ömrünüz boyunca neden kendinizi ve hayatınızı değiştiremiyorsunuz -değiştirmek istemiyorsunuz-? Öldükten sonra sizi yaşatacak şeyler geride bıraktıklarınızdır. Geride neler bıraktınız? 

  Ardınızda bıraktıklarınıza ne olur?

Araştırmalar sonucunda bu soruya birden fazla cevap bulunmuştur. 

Ölümünüz insanlar için yasa, yas ise acıya neden olur. Bir insan yas tutabiliyorsa onda iyileşmeye dair bir umut da vardır. 

Kayıp sonrası ilk döneme akut yas denmektedir. Bu yas sürecinde her insan kendi tepki mekanizmalarını oluşturur. Kadın, erkek; yaşlı, genç hem fiziksel hem de psikolojik olarak verdiği tepkilerle birbirinden ayrılmaktadır. Bazen yasınız günler sürer. Ölümün yaratmış olduğu boşluğa alışamazsınız. Bazıları ağlar, sanki ona sesini duyurmak istermişçesine bağırır, kahkaha atar, kendini işine verir. Bazıları ise yasını yaşamaktan korkar. Hiç gözyaşı dökmez, dökemez. Gözyaşı dökmemesi yas tutmadığı anlamına da gelmez. Sadece bir an için nasıl ağlanacağını unutmuştur.

Boğazında bir düğüm oluşur, yutkunamaz. Acılarını unutmak için her şeyi yaparlar. Bir süre sonra sizi anmaktan kaçınırlar. Sizi anmanın acılarını arttıracağını düşünürler. Bedeninizden sonra adınız da yavaş yavaş yok olur. İsminizi anmadıklarında bir kez daha bu sefer tamamen ölürsünüz. Oysaki ölen bir kişiyi anmak, yas tutan kişiye ne kadar acı verse de onu iyileştirebilir. 

Ne kadar kaçarsanız kaçın yılar sonra bile tek bir an tek bir hatıra yeniden o kişiyi size hatırlatır. Unuttuğunuzu sandığınız acınızın aslında hep içinizde olduğunu fark edersiniz. Yıllar sonra bile o yası tutup, giden kişinin arkasından gözyaşı dökebilirsiniz. Verdiğiniz tepkiler yaşadığınız süreç ne kadar farklı olursa olsun sizin için acının tarifi yoktur.

 Kendimizi onlardan güçlü sandığımız çocukların aslında bizden daha güçlü olduğunu bu süreçte anlarsınız. Çünkü çocuklar ağladıktan sonra hemen oyuna dönebilirler. Peki, siz yasınızı tutup ardından hayatınıza geri dönebilecek misiniz?

Ve işte sizin için yeni bir gün daha doğuyor. Ertelediklerinizi yapma, söyleyemediklerinizi söyleme vakti. *Yaşam size verilmiş boş bir film. Her karesini mükemmel bir biçimde doldurmaya çalışın.

                                                                                                             

KAYNAKÇA:

-https://www.sozcu.com.tr/2016/gunun-icinden/olumun-ardindan-insan-vucudunda-neler-oluyor-iste-cevabi-1408178/amp/

-https://evrimagaci.org/kayip-yas-ve-olumun-psikolojik-etkileri-nelerdir-8412/amp

* ARA GÜLER

1 Yorum

Colonyemper 13 Ekim 2020 - 09:21

Dünyada dünya için değil Ahiret için yaşanılmalı

Cevap

Yorum Yap

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul et Daha Fazlası

Çerez Kullanımı