SUDAN KARAYA NASIL GEÇTİK?

By Uygar Sipahi
0 Yorum 235 Görüntüleme

Sudan Karaya Geçiş Sebepleri

Canlıların sudan karaya geçiş evresi en çok merak edilen ve üzerine araştırmalar yapılan evrim konularından biridir.Konuya sebeplerinden bahsederek giriş yapmak gerekirse; av-avcı ilişkileri ve giderek dolan yaşam alanları, en uyumlunun hayatta kaldığı yaşam mücadelesini daha da ”kıran kırana” bir hale getirmiştir. Buna bağlı olarak da evrimin hızının giderek arttığını gözlemliyoruz. Omurgasız  ve genellikle yumuşak yapılı canlılardan ayrılan bir dal üzerinde, ilkin omurga benzeri kemikli yapılar evrimleşme örnekleri görülmüştür. Böylelikle canlılar, farkında olmasalar da öldüklerinde ilk defa bugünlere kadar ulaşabilecek  iyi bir biçimde korunmuş fosiller bırakmaya başladılar. Bu sayede bizlerin de evrimin bu dönemlerine ait bilgi alma şansı arttı. Bu kemikli yapılar nihayetinde çok daha güçlü iskeletleri mümkün kılmış, böylece doğadaki silahlanma yarışına yepyeni bir eklenti gelmiştir. 

Omurgalılar içerisinde denizlerin hemen her bölgesine hakim olmayı başarabilecek balıklar evrimleşmiştir. Bu taksonomik sınıf, kısa bir sürede Dünya’nın bütün okyanuslarını tıka basa doldurmayı başarmıştır.Bunlar içerisinden ayrılan bir dal, sadece bitkiler ve böcekler tarafından işgal edilmiş karalara uyum sağlamayı başarmıştır. Bunun en temel sebebi, Karaların hiçbir avcı baskısının olmadığı,buna karşılık denizlere nazaran neredeyse sınırsız bir av kaynağı olmasıdır. 

Fakat balıklardan evrimleşen bu öncül geçiş türleri sulardan tamamen bağımsız değildir. Yumurtlamak ve hatta kimi zaman yaşamlarının önemli bir kısmını geçirmek için sulara dönmekteydiler. Ancak balıkların aksine, suya tamamen bağımlı da değillerdi (ki bu nedenle bu tür gruplara “geçiş grubu” adı verilir). Bir nevi iki yaşamlı canlılardı. Bunlara bugün amfibiler sınıfı diyoruz ve bu sınıfın üyelerinin bir kısmı halen varlıklarını sürdürüyorlar (özellikle kurbağalar ve semenderler). Tabii günümüzdeki temsilciler, bu canlıların atalarından oldukça farklılar,çünkü o zamanlardan beri son birkaç yüz milyon yılda evrimleşerek değiştiler.Fakat yine de sudan karaya çıkışın ne tür özelliklere sahip olması gerektiğini görmemiz açısından canlı  kanlı birer örnektirler. Bununla birlikte devoniyen devrinde meydana gelen kuraklıklar ve havadaki serbest oksijen konsantrasyonun artması da özellikle çene yapısı gelişmemiş,yani predatör olamayan veya predatörler için kolay av haline gelen canlılar için de karaya çıkmayı kaçınılmaz kılmıştır.

Crossopterygian takımına (ordo) ve Rhipidistia familyasına ait Eusthenopteron 

RHİPİDİSTİA FAMİLYASI 

Günümüzden 395 MYÖ (Devoniyen Devri) yaşanmış olan önemli bir gelişme; Rhipidistia olarak isimlendirilen ve loblu yüzgeç (kaslı bir kol ucundaki yüzgeç) lere sahip olan kemikli balıkların, yüzgeç taşıyan kollarının bugünkü karasal omurgalıların kaslı  ve kemikli yapıya sahip olan bacaklarına benzer şekilde değişip gelişmeleri ve bu arada çeşitlenip yaygınlaşmalarıdır.Bu gelişmeye sahip olan canlılar, bulundukları bataklık ya da çamurlu zemin üzerinde hareket edebilme yeteneğine sahiptiler. Ayrıca, ripidistian’lar genel olarak solungaçlarıyla soluyan hayvanlar olmakla birlikte; yuttukları hava içindeki oksijeni akciğerlerinde kazanma yeteneğine de sahiptiler. Aktüel balıklarda bu ciğerler yüzme keselerine dönüşmüş durumdadır. 

Tiktaalik roseae 

Bu “ayaklı balık” hem balıkların hem de tetrapodların özelliklerini taşımaktaydı. Solungaçlara ve balıkların ebatlarına sahipti.Fakat aynı zamanda geniş bir kafatası, gözler kafa bölgesinin üst bölgesinde, esnek bir boyun ve büyük bir göğüs kafesi mevcuttu.Tüm bunlar vücudunu sığ sularda ve karasal ortamda destekleyecek yapılardı.

Farklı karasal bölgelere yayılma 

Bitki ve hayvanlar sudan karaya geçişte temel bazı sorunları çözmek zorunda kalmışlardır.  Bu iki grup için, farklı karasal çevrelerde üreyip yayılabilmesi başlıca sorunu teşkil ediyordu.Ancak bitkilerde tohumun ve hayvanlarda ise amniyota yumurtanın gelişimi ile, bu sınırlama ortadan kalkmıştır,ve iki grup tüm karasal bölgelere yayılmaya başlamıştır.

 Amniyota yumurta 

Amfibilerin karada koloni haline geçmeleri sınırlıydı, çünkü jelatin yapıdaki yumurtalarını bırakmaları için suya geri dönmeleri gerekiyordu. Amniyota yumurtanın evrimi reptilleri bu kısıtlamadan kurtarmıştır.Bu yumurtada içi sıvı dolu kese ,içindeki gelişen embriyoyu susuzluğa karşı koruyan Amniyon bulunur ve bu yumurta aynı zamanda besin desteği sağlayan vitellüsve atıkların depolandığı bir allantois denilen yapıyı içerir.

Bu yazımda sizlerle evrim sürecinin kilometre taşlarından biri olan sudan karaya geçiş sürecini paylaşmak istedim. Okuyanlara yardımcı olmuş olmak dileğiyle, bir sonraki yazıya kadar sağlıklı kalın!

Kaynakça: https://www.nationalgeographic.org/

https://www.livescience.com/

   

Yorum Yap

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul et Daha Fazlası

Çerez Kullanımı